Sevgililer Günü’nü dahi ‘Mütemadiyen Ağlıyorum’ şarkısıyla selamladığı düşünülürse; her şeyde dram görmesi ve bundan şarkılar üretmesi son derece olağan.
Yeşim ÇOBANKENT
Feridun Düzağaç; şöhretle, aşkla, kendisiyle hatta dinleyicisiyle bile dalaşan bir adam. Sevgililer Günü’nü dahi “Mütemadiyen Ağlıyorum” şarkısıyla selamladığı düşünülürse; her şeyde dram görmesi ve bundan şarkılar üretmesi son derece olağan.
Yedinci albümü “fd7”yi, yaşadığı son ilişkinin kıyılarından yaptığını söylüyor: “Şarkıcı Feridun, insan Feridun’u kurtardı.” Düzağaç; Radikal’deki spor yazılarında da değindiği, hatta Asuman Krause sanılan “rumuz Asuman”a yazdığı “fd7” albümünü anlattı.
İsmiyle müsemma fd7, Feridun Düzağaç’ın yedinci albümü. Bir buçuk yıldır üstünde çalıştığı bu albümün epey sancılı çıktığını söylüyor. Müzik sektörüne basbayağı kırılıp küsmüş, hatta bırakma noktasına bile gelmiş: “Korsan ve dijital download meselesi yüzünden çektiklerimiz malum. Plak şirketleri de menajerlik haklarının kendilerine devredilmesini istiyor. 10 yıllık menajerim Hayati Kurt’un emeğine saygısızlık edemediğim için Sony ile anlaşamadık. Müzik çok sağlıklı ilerlemiyor, nereye varacağını da bilmiyorum. Gerçek dinleyici el atmazsa bu iş çok zor. İlk defa bu albümde, yaman bir reklamcı gibi takıldım. Resmen iş güç sahibi oldum, çok yoruldum. Şarkıları yazmakla kalmadım, aranjörlüğü de üstlendim. Yine de etrafımda destekçilerim olmasaydı albümü asla çıkaramazdım. O yüzden ‘dost işi’ diyorum fd7’ye. Oysa ben sadece şarkı yazıp söylemek derdindeyim. Diğer kararları benim yerime başkaları alsın istiyorum.”
Düzağaç’ın beceremediğini söylediği şeyler arasında klip ve fotoğraf çektirmek de var. Üstelik yaklaşık iki yıldır amatörce fotoğrafla uğraştığı halde: “Ben de istiyorum insanların bakakalacağı yakışıklı fotoğraflar çektirmeyi ama olmuyor. Bir de playback yapamıyorum. Bir kez TRT’de denedim, gülmekten kendimi alamadım.”
SIRADANLIK HAKKIMA SAYGI DUYULSUN
Yaklaşık 20 yıldır müzik yapmasına rağmen, hakkı yenen bir adam olarak görüyor kendini. Peki Başbakan’la kahvaltıda buluşan sanatçılardan olmak ister miydi?: “Kesinlikle hayır. Ayrıca o grup bana rafine de gelmedi. Benim kültür sanat politikası olmayan bir iktidara söyleyecek lafım yok. Güzel ve zayıf ülkemizde eğitimden sağlığa kadar her şey dökülüyor zaten.”
Kazara seçildiği Müzik Yorumcuları Derneği Yönetim Kurulu üyeliğine de ancak 6 ay dayanabilmiş: “Kocaman sanatçıların küçücük haklar için verdikleri mücadele o kadar dramatikti ki…”
Şöhretle çok dalaşan ve sonunda “sıradanlık” hakkını kazanan Düzağaç: “Görmezden gelindiğim, haber değeri taşımadığım zamanlarda Teoman’a kötü laflar söylemem için tahrik edildim. Neden edeyim ki? Sıradanlık hakkıma saygı duyulmasını istiyorum. Bu talep yüzünden zaman zaman kendi dinleyicisiyle kavga eden şarkıcı durumuna bile düştüm. Devamlılık sorunu olan bir adamım ve fazlasıyla dünü yaşıyorum.”
Kalbi kırık, karanlık ve mutsuz insan imajı olsa da, gülmeyi ve güldürmeyi sevdiğini söylüyor: “Bazı şarkı sözlerimde bile mizahi bir taraf vardır. Benim artık Güzin Abla’lık yapan, nasihat veren şeyler yapmam gerekirken tamamen ilişkime odaklanan, kişisel bir albüm hazırladım. Çünkü uzun zamandır bir ilişkiye saplanıp kaldım.”
ASUMAN MESELESİ ARTIK KAPANDI
Feridun Düzağaç’ın uğruna şarkılar yazdığı kadının adı, daha doğrusu rumuzu Asuman: “Radikal’deki spor yazılarımda da laf bir şekilde Asuman’a geliyordu. Hatta ‘Asuman Krause’ ile birlikte olduğumu söyleyenler çıktı! Şarkıların bazıları o kadar ağırdı ki, stüdyodakilerin bile yaşama sevinci tükendi. ‘Bize ne kardeşim senin sayıklamalarından’ diyen çıkabilir. Yaşananları hatırlattığım ve afişe ettiğim için Asuman da bu şarkılardan nefret ediyor. Neyse ki Asuman meselesi bu albümde kapandı.”
Düzağaç’ın kafayı taktığı mevzulardan biri de yaş. 41 yaşında olduğu için, fd7 albümüne 40+1 adını vermeyi düşünecek kadar hem de: “40 ağır geldi, 50’de ne olacak? Aslında her şey yolunda gittiğinde ağabeylik tadında; tatlı, naif ve besleyici bir tarafı da var. Bense saçma bir şekilde, herkesi ne kadar yaşlı olduğuma inandırmaya çalışıyorum. Geçenlerde metroda bir genç yerini verdi. Tanıdığından filan değil, bitik göründüğümden.”
BENİ BIRAKAN KADINLAR ÇOK MUTLU
Yaşının avantajları olduğunu da inkar etmiyor tabii: “Karşı cinsle normal normal ilişkiye aklım, 35’imden sonra ermeye başladı. Öncesinde hep platonik takılıyordum. Kadınları ancak tanıdım. Şarkılarımdan dolayı ‘aşk gurusu’ filan sanılsam da, beni bırakan kadınlar çok mutlu. Hala kendime ve karşımdakine eziyet ediyorsam da, şimdi bunun tadını çıkarmayı öğrendim en azından.”
BOZCAADA BİTTİ, YENİ BİR YER BAKIYORUM
“Adana’da büyüdüm. Taşralılıktan, tanımadıklarımla rahat edemiyorum. Bir süre Bozcaada’ya kaçtım ama oradan da gönlüm geçti. Başka bir yer bakıyorum. 10 yıl öncesinin Bodrum’u gibi olacak ve insanlar terk edilmiş binaların arasında yaşayacak. Adalı dedikoducu bir abla ‘En son dalgaları seyrederek uzaklara bakıyor’ filan diye sürekli gazetelere haber yetiştiriyordu, kim olduğunu buldum sonunda. Hayatımı 11 yaşındaki kızımın babası olarak yaşıyorum. En önemli şey bu. Evliliğimi yürütmemek, bende kızıma karşı vicdani bir yara açtı. Doktor, avukat ve öğretmen olmasını yasakladım. Arkadaşlarıyla pop grubu kurdu, tasarımcı ve şarkıcı olmak istiyor.”