Cengiz Köroğlu 01 eylül 1973′te eski Yugoslavya bugünkü Kosova’da, Mitrovica’da doğdu. Çocukluğu Osmanlı tarzı, surlarla çevrili, bahçeleri, türlü ağaçları olan büyük bir evde, kalabalık aile ahalisi arasında geçti.
Dede-babaanne, baba-anne, 2 amca ve yenge, 1 kardeş ve 4 kuzen, toplam 15 üye. Babası Erhan trompet, amcası Ergin alto saksafon olmak üzere kasabanın “big-band”inde çaldıklarından ve yakındaki müzik okulunda çokça prova yaptıklarından, Cengiz daha 8 yaşında büyük nefesli ekibinin yer titreten sesini duyma fırsatına erişti. Ara sıra provaları izleyebiliyordu. 2 yıl sonra, merakını farkeden babası onu trompet dersleri için okula kaydettirdi. Ancak ilk dersine gittiğinde, yan sınıfın kapısı açıktı ve içerde klasik gitar hocası Petar Rakiç’i, Lobos’un inanılmaz güzellikte bir eserini çalarken gördü. O an Cengiz için zaman durmuş gibiydi. 10 yaşındaydı, büyülenmişti, bir gitarcı doğmuştu.
6 yıl boyunca çok değerli gitar hocasının en sevdiği öğrencisi oldu. Hocası ona gitar, gruplar, müzik ve hayat hakkında çok şey öğretti. 3′cü yılında 4cü sınıflarla yarışarak Sırbistan çapındaki en iyi gitarcı yarışmasını kazandı. Aynı yıl Petar Rakiç Cengizi elektro gitarda grubuyla popüler müzik yaptıkları mekana götürdü. Klasik gitarı duymak büyülü bir andı evet, ancak böylesi gür bir stratocaster’i duymak onun da ötesindeydi. Tabi ki babasının en ucuzundan da olsa bir Strat taklidi ve Melodiya amfi almaktan başka seçeneği kalmamıştı. Cengiz yerel bir grup kurdu ve hatta para kazanmaya başladı. Çok geçmeden kendine daha iyi bir model, Kore yapımı Squire Strat ve Peavey amfi aldı. 1989′da grubu “Horoskop” ile birkaç şarkı kaydetti ve şarkılardan bir tanesi Kosova radyolarının en çalınan şarkısı oldu.
Doğum yerinde liseyi bitirdikten sonra, 1992′de İletişim fakütlesi öğrencisi olarak İstanbul Türkiyeye yerleşti. 9 yıl sonra üniversiteden mezun olsa da birincil uğraşı hep gitar ve müzik oldu. Geldiği yıl Engin Yörükoğlu’nun grubuna katıldı ve beraber haftada 7 gece Engin’in “Jazz Stop” kulübünde rock ve blues çaldılar. Burada, ses ve ses kayıt konusundaki artı yeteneği keşfedildi ve Fuat Güner’in FT stüdyolarında çalışmaya davet edildi. 1996′da Cengiz profesyonel tonmaister ve stüdyo müzisyeni oldu ve halen yerel gruplarla sahne çalışmalarına da devam deiyordu. Birkaç başarılı prodüksiyonu tamamladıktan sonra Türkiyede Sibel Tüzün, Ben Deniz, Deniz Arcak, Teoman gibi star olan isimlerle turnelere gitmeye başladı.
1998′de kendi stüdyosunu (Stüdyo 74) kurdu. Burada 2009′a kadar GMG, Mansur Ark, Feridun Düzağaç, Kıraç, Funda Arar, Fatih Erkoç gibi isimlerle enstruman çalıp, kayıt, mix, düzenleme ve prodüksiyon yapacaktı. Yetenekleri ve hizmetleriyle birçoğuna çok katkıda bulundu. Bu zaman zarfında BRT ulusal TV kanalının müzik programlarında baş tonmaister olarak çalışırken birçok diğer isimler arasında Kıraç’la tanıştı. Cengiz, Kıraç’ın yapacağı “Zaman” albümünde beraber çalışmak için davet edildi. Albüm 2001 sonunda yayınlanıp yarım milyon kopya satacaktı.
2002′de Kıraç Cengiz’e grubunda bas gitar görevini teklif etti. Cengiz teklifi kabul etti ve uzun bir yolculuk başladı. Kısa sürede Kıraç ve grubu Türkiye ve dünya çapında Türklerin yaşadığı ülkelerde (Almanya, İngiltere, Hollanda, Belçika, Avustralya) en aranılan ve en çok çalışan gruplardan biri oldu. Kıraçla 3 albüm daha kaydettiler ve devasa unutulmaz konserler vermeye devam ettiler. Grup büyük başarı kaydetse de, Cengiz basçı olarak tüm potansiyelini kullanmıyordu. 10 yaşından beri içinde yaşayan gitarcı fazla uzun zaman uyumuştu ve özellikle 2007′de Yngwie Malmsteen ile yüzyüze tanışma ve çalışma fırsatına eriştikten sonra, kesinlikle uyanmak istiyordu.
Bu süre içerisinde Cengiz stüdyosunda başka isimlerle de popüler albümler kaydetmeye ve etkileyici gitar performansları çalmaya devam ediyordu. Bu isimler arasında Feridun Düzağaç favorisydi. Böylelikle daha yeni, Nisan 2010′da Feridunun grubuna gitarcı olarak katıldı. Cengiz asıl enstrumanıyla konserler çalmak üzere, takipte olun.