Feridun Düzağaç’ın parçalarını müzisyen dostlarının ve kendisinin yorumladığı, TEGV yararına yapılan İyilik Güzellikspor adlı albüm piyasaya çıktı. Düzağaç ile albümü konuştuk.
AYŞE DÜZKAN
Feridun Düzağaç’ın şarkıcılıkta 22’inci yılı, ilk albüm çalışmasının üzerinden 15 yıl geçmiş. Aslında bir tribute albüm için yeterli bir süre. Ama o, bunun sadece bir koleksiyon albümü olduğunu söylüyor: “Tribution’ı başkaları yapar. Netice itibarıyla lütfen bana saygı duyun diyemem.”
Hangi şarkıyı kimin okuyacağına nasıl karar verildi?
Özgür seçimleri oldu. Danışanlar, bana ne gider diyenler oldu ama fikir beyan etmedim. Sadece Deli’yi Hayko’nun söylemesini çok istedim. Çakışanlar oldu ama sonuçta hepsi 1-2 şarkı telaffuz ederek gelmişti. Benim açımdan çok bilinen şarkılarımın olmadığı çok şık bir seçim oldu. Marsis’in olmasını, FD’yi yapmalarını istemiştim. Uzun uzun da konuştuk. Fakat onların müziğinin olmazsa olmazı olan tulum ve kemençe gerçekten teknik olarak o şarkıya uyduramadıklarını söylediler. O yüzden olmadı. FD zaten enstrümantal olabilirdi sözleri o kadar söyleyene ait ki…
Bu müzisyenleri nasıl seçtiniz?
Geniş bir skala, çok da birbirinden ayrı insanlar değil aslında. Tek kriterim kendi şarkılarını söyleyen insanlar olmasıydı. Süreç hızlı işlesin diye diyaloğumuz olan, takip ettiğimiz insanlarla yürümenin daha doğru olacağını düşündük.
TGEV’le çalışmanız nasıl oldu?
Organizasyon şirketim randevular aldı, görüştü. ‘Bir lira bile bizim için önemlidir,’ demeleri TEGV aradan sıyrılmasını sağladı. 60 lira bir çocuğun TEGV’nın yurt genelindeki 12 parkından birinde yıllık eğitim almasının maliyeti. Vakfın yaklaşımı çok naifti, hiç agresif değillerdi. Önce bu yaklaşıma sevindik sonra birbirimizin samimiyetinden emin olduk. Onlar da bugüne kadar birçok konuda suiistimale uğradıklarını düşünüyorlar haklı olarak. Albümün üretim maliyetleri dışındaki kazancın vakfa gittiği bir albüm oldu. Aslında sosyal devlette bunlara hiç ihtiyaç olmaması lazım. Sivil toplum örgütleri tabii ki olmalı ama eğitim gibi derin ve önemli bir konuda uçurum olmamalı.
Futbol yazarlığı da yaptığınız için bu isim size çok yakıştırılıyor.
Futbol dünyasının da topa girmesi için, futbol algısına da açık, futbol çağrıştıran bir şeyin vakfımız için daha hayırlı olabileceğini düşündük. Zaten başta federasyon ve tüm kulüpler olmak üzere sembolik bir forma değişikliği ve pamuk eller cebe demeyi düşünüyoruz. Ben bu albümü sanki vakfın bir yöneticisiyim ve bana böyle bir albüm yap demişler gibi algıladım. Çünkü işin diğer tarafında, yani benim normalde olmam gereken tarafta işler çok iyi gidiyordu. Bütün arkadaşların katılması bana gurur veren bir durumdu. Öte yandan Beşiktaşlılığımın gölgesinde kalmasın diye çok çabaladım. Toplu fotoğraf çektirdiğimiz mekanın İnönü Stadı olması bile sorgulandı, böyle şey olur mu? Belki yarın Fenerbahçe yöneticileriyle görüşeceğim ve forma değiştireceğim.
Deli’yi Hayko’ya uygun görmüşsünüz.
O da yadırgamadı sağolsun. Emre’ye de Dipteyim… Yakışmış. Bu bizim sahnede yıllardır çalarken en çok eğlendiğimiz şarkı. Manidar bir durum aslında. Ben onun çevresinde döndürülmeye çalışılan o aşk acısı havasını doğru bulmuyorum çünkü ben de öyle şarkılar yazdım. Son iki albümünde biraz fazla aşk acısına girdiğim için konserde ‘Feridun Abi unut artık o kadını’ diyenler oldu. Emre’yi ilk çıktığı günden beri kardeşim gibi gören bir tarafım var.
Star Gazetesi - AYŞE DÜZKAN